“Fox Force Five.” Fox, as in we’re a bunch of foxy chicks. Force, as in we’re a force to be reckoned with. Five, as in there’s one..two …three..four..five of us.
Pulp Fiction (1994) vs. Kill Bill vol. 1 (2003)
dünyanın en güzel kızı.
mutlu, sürekli güler, az düşünür, çabuk karar verir.
hep aşık. deli dolu.
nedendir ki umulmadık anlarda aklına gelmemesi gereken şeyler gelir.
düşünür düşünür içinden çıkamaz.
bi’ şeyler gelir aklına, hemen yapar.
ama nedendir ki dakikalar içinde tüm ruh hali çöker.
onun doğru insanı o değilse,
n’olur ki?
ne olabilir ki?
Bazen ufak bir anın düşündürdükleri beni korkutuyor. Bu kadar geniş bağlantıyı kurabildiğime şaşırıyorum. Özlemiştim, gerçekten özlemiştim. Bugündü. Benim hayatım kesinlikle bugündü. Senin bi’ süreliğine tekrar göremeyecek oluşumun ilk günüydü. Ama aynı zaman bütün aitliğimin anlamını öğrendiğim günü.
Yaşanacaklar, karşımıza çıkacak şeyler.. Belki hatalarımız olacak. Belki bambaşka şeyler yaşayacağız. Bazen belki umduğumuz gibi gitmeyecek işler. Belki çok şey değişecek. Her şeyi karşılayacak gücüm ve inancım var. Bunların hepsini bugün anladım.
Özletme kendini fazla.
önce şişe inkar etti. olmaz dedi, olamaz.
arkasından birkaç kahverengi kağıt..
şarkılar katıldı onlara.
kilometrelerce uzaktan gelen saniyeler.
sesler.
anılar anlatmaya başladı.
ellerimden daha sinirliydiler.
sabit bile değiller.
hiç olmadılar.
fedakarlık geldi, inkar etti.
kabullenmedi. olmaz dedi, olamaz.
birkaç nefes tartıştı önümde.
ben aynada.
inkar ettiler.
önemliydi, inkar etmeleri.
sarılmış birkaç sigara bağırdı.
yüzüm kıpkırmızıydı.
uyku geldi, haykırdı.
sigaralarla hiç anlaşamazdı.
ilk kez aynı fikirdelerdi.
tanıdık bir yüz geldi sonra,
şaşkındı o, sinirli değil.
olmaz demedi, olamaz hiç demedi.
çok samimi, hiç yalandı.
birkaç kez daha rastladım o yüze.
kandırılmış gibiydim.
hiç samimi, çok yalandı.
kendimle kaldım.
uyumak isterken dikenlerle kalktım.
yürümek isterken, en dibe saplandım.
sonra ben geldi ilerden.
o da çok sinirlenmişti.
benden önce farkına varmış her şeyin.
kötü şeyleri anlatıyordu,
cümleleri o kadar güzeldi ki,
ne anlattığını unuttum.
nasıl anlattığıysa aklımdan çıkmadı.
geldi, uzandı yanıma.
anlatmayı bıraktı.
yeterli olduğunu biliyordu.
anladığımı biliyordu.
gitti.
bensiz kaldım.
ne olduğunu hiç düşünmedim.
nasıl olduğunuysa..
zaman değişir.
yerler, siluetler değişir.
sessizliğe itilen parmaklarımdan kalanlar.
kırıldıkları yerler bilinmez.
var olanlar hep vardı.
olmayanlar..
iki sigaranın nikotin dışı etkisi.
etkiye duyduğun ihtiyaç.
anlattıklarım, anlaşılmaz.
bir ben, bir iki saat..
tahta parçası kadar tüm umutlar.
bazen hayal, bazen aç.
hep peşinden gelen bi’ bardak intihar.
alışılanlar hep vardı.
beklenmeyenler..
birkaç çizikten ibaret.
yalan söyleyen dakikalar.
ne devamı var, ne sonu.
hisler hep vardı.
eksilenler..
parmağının ucu kadar yakınken birkaç ses,
aslında hiçbir nefes herkes..




